Ürojinekoloji
Merkezimiz Yenilendi
Kadın
Hastalıkları ve Doğum branşının yan dallarından biri
olan Ürojinekoloji ve Pelvik Rekonstrüktif
Cerrahi; pelvis taban bozuklukları, üriner inkontinans,
pelvik organ prolapsusları, gaz-gaita kaçırma ve bunlara
bağlı cinsel fonksiyon bozuklukları ile ilgileniyor.
Özellikle kadınları sosyal yaşamdan izole etmeye kadar
götürebilen bu sorunların tanı ve tedavisinin en yeni
yöntemlerle gerçekleştirildiği Ürojinekoloji Merkezimiz
hizmet vermeye başladı. Aşağıdaki linklerden konuyla
ilgili ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.
ÜROJİNEKOLOJİ
NEDİR?
Dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmelere bağlı
olarak Kadın Hastalıkları ve Doğum branşında da yan
dal uzmanlıkları oluşmuştur. Bu yan dallardan biri
olan Ürojinekoloji ve Pelvik Rekonstrüktif Cerrahi,
pelvis taban bozuklukları, üriner inkontinans, pelvik
organ prolapsusları, gaz-gaita kaçırma ve bunlara
bağlı cinsel fonksiyon bozuklukları ile ilgilenmektedir.
Maalesef, ülkemizde bu tür yakınmaları olan çok sayıda
hasta konuyla ilişkili yetkin merkez ve hekimlerin
olmaması nedeniyle mağdur olmaktadır.
ÜLKEMİZLE
İLGİLİ BAZI GERÇEKLER
o Menopozdaki kadınların % 57'sinin değişik derecelerde
üriner inkontinansı vardır.
o Doğurganlık çağında bu oran % 46'dır.
o Üriner inkontinansı olan kadınların % 20'si ped
kullanmakta ya da hergün idrar kaçırmaktadırlar
ve sosyal hayatları bundan etkilenmektedir (Kadın
nüfusunun
% 10 cıvarı).
o Ciddi üriner inkontinansı olan ve tedavi gerektiren
kadınların % 80'i bu durumu yaşlanma
ve doğumun doğal bir sonucu olarak kabul etmektedirler.
o Ciddi üriner inkontinansı olan kadınların % 80'ine
şimdiye kadar gittikleri herhangi bir
nedenle jinekolog ve ürologlar inkontinansla
ilişkili soru sormamışlardır.
o Doğum yapmış kadınların yarısından fazlasında değişik
derecelerde pelvik organ prolapsusu
(sistosel, rektosel, enterosel, uterus prolapsusu)
vardır.
o Kadınların % 4'ünde değişik derecelerde anal inkontinans
(gaz, gaita kaçırma) vardır.
o Manyetik terapi (ExMI) (yeni)
ÜRİNER İNKONTİNANS
Üriner inkontinansın iki önemli nedeni
vardır. Birinci neden pelvik taban ve mesanenin anatomik
destek dokusunun zayıflamasına bağlı olarak oluşan
gerçek stres inkontinanstır. Klinik bulgusu hastanın
öksürüp aksırdığı, zorlandığı zaman idrar kaçırmasıdır.
Bu durum sıklıkla çok sayıda doğum yapma, iri bebek
doğurma, evde kendi kendine doğum yapma, zor doğum
yapma, müdehaleli doğum yapma ya da yetkin olmayan
kişiler tarafından doğurtulma ile ilişkilidir. Ayrıca
kronik kabızlık, obezite, kronik obstrüktif akciğer
hastalığına bağlı olarak da sık görülür. Ülkemizde
doğurganlığın fazla olması nedeniyle idrar kaçırmanın
% 80-90'ını bu tip idrar kaçırma oluşturmaktadır ve
sıklıkla doğurganlık çağındaki genç kadınlarda rastlanmaktadır.
İkincisi ise mesane idrarla dolarken
bilinmeyen nedenle detrüsör
kas disfonksiyonuna bağlı olarak oluşan aşırı
detrüsor aktivitesidir. Klinik bulgusu,
suyla ilgili işlerde ani idrar yapma hissinin oluşması
ve tuvalete yetişememe tarzındadır. Ortalama kadın
yaşam süresinin ileri olduğu gelişmiş ülkelerde daha
sık görülür. Üriner inkontinanslı hastaların % 20-30'unu
oluşturur.
İdrar kaçıran hasta sürekli ped veya bez kullanmakta,
kendini evi ile sınırlamakta, kaçırma ve kötü nedeniyle
sosyal ilişkilerini sınırlamaktadır. Bu durum bazen
ciddi psikolojik sorunlara yol açmaktadır. Yaptığımız
çalışmalarda idrar kaçıran kadınların % 80'i bu durumu
yaşlanmanın ve çocuk doğurmanın doğal bir sonucu olarak
görmektedirler ve bu nedenle hekime başvurmamaktadırlar.
Üriner inkontinans ciddi bir sağlık sorunudur ve mutlaka
tedavi edilmelidir. Çağdaş tıp idrar kaçıran hastaların
kondisyonlarına göre çeşitli tedavi seçenekleri sunmaktadır.
Bunlar:
o İlaç tedavisi (Antikolinerjikler, muskulotropik
releksanlar, trisiklik antidepresanlar, kalsiyum
kanal blokerleri, prostoglandin sentetaz inhibitörleri
v.d)
o Davranış terapisi (Mesane eğitimi)
o Egzersiz (Kegel)
o Vajinal konlarla egzersiz
o Biofeedback
o Fonksiyonel Elektrik Stimülasyon (FES)
o TENS (Yeni)
o Manyetik terapi (ExMI) (yeni)
o Peserler
o Operasyon
İnkontinanslı hasta şikayetlerinin ağırlığına bağlı
olarak, muayene, klinik değerlendirme (üriner günlük,
ped test, stres test) ve ürodinamik incelemelerden
sonra tedavi edilmektedir. Hastanın şikayetleri ciddi
değilse konservatif yöntemler ile tedavi edilebilir
ve hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Eğer hasta
ped kullanıyor ve inkontinans sosyal hayatını etkileniyor
ise seçilecek tedavi yöntemi operasyondur. Günümüzde
lokal anestezi ile uygulanan, minimal invaziv ve hastanede
kalmayı gerektirmeyen operasyonlarla başarı oranları
% 95'in üzerine çıkmıştır. Oysa, geçmişte yapılan
kolporafi anterior ve Kelly plikasyonu gibi operasyonlarda
uzun dönem başarı oranı % 30 civarındadır ve maalesef
hastalarımızın bir kısmını geçmişte bu tip başarısız
operasyon geçirenler oluşturmaktadır.
PELVİK
ORGAN PROLAPSUSLARI
Normalde
pelvisin içinde bulunan mesane, ince barsaklar, rektum
ve uterusun vajene doğru sarkmasına pelvik organ prolapsusu
denir. Prolapsusun ettyolojisinde de üriner inkontinans
gibi doğum önemli rol oynamaktadır. Prolapsusu olan
hastalarda idrarı güçlükle yapma ya da kaçırma, idrar
torbasını tam boşaltamama, büyük abdestini yapamama
ve kabızlık görülür. Ayrıca cinsel ilişkide zorluk,
ağrı, hoşnutsuzluk ve orgazm problemleriyle de karşılaşılır.
Pelvik
organ prolapsuslarının tedavisi prolapsusun yerine
göre değişmektedir:
Prolapsus vajen ön duvarında (sistosel), arka duvarında
(rektosel), vajen tepesinde (enterosel) ya da rahmin
dışarı çıkması şeklinde olmaktadır. Sıklıkla bunların
bir kaçı aynı hastada bulunmaktadır. Muayene sırasında
bu defekt alanları tek tek tespit edilip tedavi planı
buna göre yapılmalıdır. Genellikle bütün defekt alanları
aynı seansda düzeltilmekte ve vajen eski formuna getirilmektedir.
Rahim prolapsusunda iki tip ameliyat yaklaşımı vardır.
Prolapsus ya vajinal ya da karından ameliyatla düzeltilmektedir.
Karından ameliyatların başarı oranı % 80-90, vajinal
ameliyatların başarı oranı % 70 civarındandır. Karından
ameliyatlar daha uzun sürmekte ve komplikasyonları
daha fazla olmaktadır. Bu nedenlerle, genç hastalarda
karından ameliyatları, yaşlı hastalarda vajinal ameliyatları
tercih ediyoruz.
İDRAR
KAÇIRMA PROBLEMİNDE YENİ TEDAVİ ŞEKLİ: MANYETİK SANDALYE
Karın
boşluğunun alt kısmını oluşturan leğen kemiklerini
örten kas grubuna pelvis taban kasları adı veriliyor
. Bu kas tabakası karın içi organların dışarı çıkmasını
engellerken, idrar yapma, dışkılama ve vajen fonksiyonlarını
da sağlıyor. Kadınlarda bu kas tabakasının çeşitli
nedenlerle zayıflaması ve sarkmasıyla birlikte idrar
kaçırma, gaz ya da büyük abdesti tutamama ve cinsel
fonksiyon bozuklukları gibi sorunlar oluşabiliyor.
Ürojinekologlar
bu problemlerin çözümünde hastanın durumuna göre fizik
tedavi gibi operasyon dışı yöntemler veya düzeltme
operasyonlarını tercih ediyorlar. Operasyon dışı yöntemlerde
amacımız pelvis kaslarının güçlenmesini sağlamaktır.
Operasyon
dışı yöntemlerden biri ve en yenisi de ekstrakorporal
manyetik innervasyon (ExMI) adı verilen manyetik dalgalarla
tedavi. Bu yöntemle pelvis taban kasları ve sinirleri
aralıklı olarak manyetik dalgalarla uyarılıyor. Kaslar
her manyetik dalgada kasılıp, gevşiyor. Bu uyarı üretral
ve anal sfinkter fonksiyonlarını artırırken, mesane
kasılmasını azaltıyor ve pelvis taban kaslarını güçlendiriyor.
Hasta tedavi süresince pelvis kaslarının kasılıp gevşediğini
hissedebiliyor.
Tedavide
düşük ve yüksek frekanslı dalgalar kullanılmaktadır.
Hasta sandalyede oturduğu süre içinde ilgili bölgede
hafif bir titreşim ya da dalgaların çarpma hissini
duyabilir, hatta pelvik kasların kasıldığını hissedebilir
ya da tedavi sırasında ve sonrasında ağrı hissi olmaz.
Çok
yeni bir tedavi yöntemi olan manyetik sandalyenin
herhangi bir yan etkisi yoktur. Haftada 2 kez 8-10
hafta uygulanmalıdır.Tedavi biçimi hastanın şikayetine
göre hekim tarafından düzenlenir, hemşire tarafından
doktorun öngördüğü şekilde uygulanır. Başarı oranları
oldukça yüksek olan bu tedavi yöntemi, her tip idrar
kaçırmada etkilidir.
Bu
işlemin uygulanması sırasında hastaya herhangi bir
cihaz bağlanmaz, özel sandalyede 20-30 dakika süreyle
elbiseleri ile oturması yeterli oluyor. İdrar kaçırmaya,
gaz ve büyük abdest kaçırma da eşlik ediyorsa bu şikayetler
de tedavi sonrasında düzelme beklenir.
Tedavi
sonrası hastanın yaşamı üriner günlük ped test, stres
test ve ürodinami bulgularına göre yeniden düzenlenir.
Hasta pelvik ve ürogenital sistem fonksiyonları bakımından
bilgilendirilir ve hekim tarafından öğretilen pelvik
taban egzersizleriyle tedavi desteklenir.
Manyetik
tedavi yalnızca inkontinansta değil, orgazm problemlerinde,
cinsel fonksiyon bozukluklarında gaz ve dışkı kaçırma,
gece idrar kaçırma, hatta erkeklerde ereksiyon sorunlarında
ve prostat ameliyatları sonrası idrar kaçırmada da
uygulanmaktadır.
Bu
yeni tedavi yöntemini Polikliniğimiz Kadın Hastalıkları
ve Doğum bölümüne bağlı olarak açılan Ürojinekoloji
merkezimizde uygulamaya başladığımızı belirtir, sağlıklı
günler dileriz.
ÜRODİNAMİ
Ürodinami, idrar kaçırmanın varlığını, biçimini, mesane
ve üretranın fonksiyonlarını gösteren bilgisayar destekli
basınç ve akım değişikliklerini ölçme işlemleridir.
Çok
basit ve ağrısız bir yöntemdir. Çok ince (2-3 mm)
bir sonda ile idrar torbasına sıvı verilirken basınç
değişiklikleri kaydedilir. Rektuma yerleştirilen bir
sonda ile karın içi basınç ölçülür. Mesane dolarken
ve boşalırken basınçlar birlikte ölçülür. Değişiklikler
otomatik olarak kaydedilir. Bir takım manevralar ile
idrar kaçağı olup olmadığı test edilir. Bu esnada
sorulan sorularla idrar torbası hakkında fikir edinilir.
Üretra fonksiyonları ölçülür. En son işeme grafisi
yapılarak idrar yolları ve kasları hakkında fikir
sahibi olunur. İdrar kaçırma tedavisinin etkili olup
olmadığı, ne kadar etkili olduğu tedavi öncesi ve
sonrası ürodinami yaparak objektif olarak karşılaştırılır.
Kaydedilmiş
ve hesaplanmış bilgisayar verileri hastanın muayene
bulguları ve şikayetleri ile birleştirilerek tedavinin
biçimine karar verilir. Mesane ve üretra fonksiyonları,
varsa idrar kaçırmanın biçimi ve derecesi tespit edilir.
|